0 yorum

‘ve ben şanslıyım!’ dedim kendime. çünkü ne gerçekleştirilebilecek şeyler hayal ettim, ne de rüyasını gördüklerimi gerçekleştirmeye çalıştım. ben hayal etmek için hayal ettim. başka bir şey yapamayacağımı bildiğim için.

kinyas ve kayra - hakan günday

5 yorum

şey

Bütün kuvvetimle mi atılacağım maceraya? Onu bile korumayacak mıyım? Onu, o “şey”i? Kimsenin bilmediği bir parça: tarifi güç, gene de varlığını çok iyi bildiği “şey”. Onu da tehlikeye atacak mıydı? Bütün Turgut’u hiçbir zaman teslim etmemişti. Hiçbir zaman. Onu kendine saklamıştı. Değerini yalnız Turgut’un bildiği bir “şey”. Başkaları da birçok şeyler saklarlar insanlardan: gene de bir şey kalmaz kendilerine. Bu “şey” öyle değildi. Anlatılsaydı değeri kalmazdı ki. Bu nedenle anlatılamazdı. Bu “şey”i birine verseniz de farkında olmaz aslında. İnsan uzun uzun anlatsa, “onun” kendine güven verdiğini söylese, merak ederlerbelki. Fakat görünce bir “şey”e benzetemezler muhakkak.                                                                                                          Bu muydu, derler o “şey”. Verdiğiyle kalır insan. Ezer, buruşturur, yere atarlar. Bazı ukalalar da Latince isimler takarlar bu “şey”e.  Tarifler, benzetmeler… Ben ne dediğimi biliyorum. Benim, Turgut Özben’in özbenliği. Kelime oyunu yapıyorum, oyuna getiriyorum. Kendimi ele vermiyorum. Evlendiği gece de onu kendine sakladı. Nermin’e anlatmak zordu. Anlatılabilecek gibi başlamamıştı ilişkileri. Selim, kadın olsaydı belki anlardı. Gerçekten neden Selim’e anlatmadım acaba? Alay eder diye korkmuşumdur. Çok erken gittin rahmetli. Şimdi kime anlatacağız? Nermin’e neden anlatmadım? Bu öyle bir “şey”dir ki kıskanır bazı olayları. Evlenmeni kıskanır. Belli etmez tabii. Başından geçenleri başkalarına anlatmanı da kıskanır. Akşam, evine yorgun dönersin. Karına anlatacağın bir sürü olay birikmiştir; içinde birtakım duygular gelişmiştir. Anlatmaya başlarsın. Birden, içinde bir duraklama duyarsın. “Şey” engel olur sana: söyleme onu, der. Her “şey”i anlatma. Belki sözlerinin arasında, farkında olmadan beni ele verirsin. Belki anlar: insan bu, bilinmez. Sen gene dikkat et; her “şey”i ayrıntılı anlatma o kadar. Bütün “şey” ayrıntılarda değil midir zaten? Ayrıntılarda ele vermez mi insan kendini? Başkalarına anlatamadıklarınla beslenir, varlığını sürdürür herhalde. Başkalarından saklandıklarınla gelişir. Fakat, her zaman güvenebilirsin ona. Yalnız kaldığın, yalnız ve çaresiz bırakıldığın zaman, karşındakine her şeyini verdiğini ve tükendiğini sandığın zaman (karşındaki her şeyini alıp kaçmışsa) he men yardıma gelir: biraz daha dayan, merak etme ben yanındayım, der. Üzülme, der; her şeyini kaybetmedin: ben varım. Belli etme zayıflığını; bunu da atlatırız. Ayrıca, kimsenin istediği yoktur bu “şey”i. Nermin bile farkında değil ona vermediğim “şey”in. Herkes gibi, kendi istekleriyle ilgili, benim vermek istediklerim o kadar önemli değil. Her şey iyi gittiği sürece, bunun önemi yok… iyi gittiği sürece…

Garip işler dönüyor Olric: karışık işler. Görünüşte olağanüstü bir durum yok. Ben Nermin’i seviyorum. Nermin de beni seviyor. Bu durum gün gibi aydınlık; karanlıkta kalan yalnız o “şey”. Sessizce duruyor orada, olaylara karışmadan. Nermin, diyorsun; peki, diyor. Peki, bildiğin gibi yap. Bana dokunma da. Aslında kötü bir “şey”: duygusuz, acımasız. Benim dışımda hiçbir varlık  onu ilgilendirmiyor. Onu seviyorum, diyorsun: boyun eğiyor. Ya da öyleymiş gibi yapıyor. Sevemiyorum, diyorsun: aynı katılık. Birden ürperdi. Sevmiyorum… bunu söylemeye hakkım yok. Bunu söyleyemem. İşleri karıştırmış olurum. Söküp atmalıyım bu duyguyu içimden. Doğru da değil. Anlatamadığım bir “şey” yüzünden kimseyi suçlayamam. İçimdeki düzenle ilgiliydi huzursuzluğum. Dışımdaki düzenle bir ilgisi yok. Nermin’e dış düzen mi diyorsun? Susun!

Tutunamayanlar - Oğuz Atay

2 yorum

[Flash 9 is required to listen to audio.]
5 Plays

gece sessiz, nefessiz..

0 yorum

“işte ondan sonra kardeşim hidayet, insanlığa öfkem başlıyordu; belki de öfkelerimi bu oyunlar sırasında duymuştum. çünkü, bütün gücüme rağmen oyuna geliyordum. kendime kızıyordum: çünkü oyuna geliyordum, anlıyor musun oğlum hidayet? oyuna geliyordum. oyuna gelmemeliydim bana oyun oynanmamalıydı. bütün gücümle uyanık kalmalıydım; başkalarının rüyalarını görmemeliydim. ve kardeşim hidayet, öfkelenince de onların bütün kusurlarını, küçüklüklerini daha önce hoşgörüyle karşıladığım kendini beğenmişliklerini daha şiddetle görüyordum ve unutmuyordum. onları kıskanıyordum onları beğenmiyordum. oynadıkları oyunu hiç anlamıyorlardı. yaşamak istiyorlardı en çok buna kızıyordum.”

tehlikeli oyunlar -  oğuz atay

2 yorum

0 yorum

[Flash 9 is required to listen to audio.]
2 Plays

1 yorum

Birbirinden karanlık yerlerde dolaşıyor; çirkin ve utanç verici olan herşeye karşı söndürülemez bir istek duyuyordum.

Birbirinden karanlık yerlerde dolaşıyor; çirkin ve utanç verici olan herşeye karşı söndürülemez bir istek duyuyordum.

1 yorum

bitmesin dertler sikime kadar,
Beşiktaş’lıyız ölene kadar…

0 yorum

Kitaplara bakarsanız, kendilerini dinlerseniz, insanoğlunun esas vasfı akıldır. Onun sayesinde diğer hayvanlardan ayrılır. Beylik sözüyle, hayata hükmeder. Fakat kendi hayatlarına teker teker bakarsanız bu yapıcı unsurun zerre kadar müdahalesini göremezsiniz.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Ahmet Hamdi Tanpınar

1 yorum

son bir gece daha çirkin olalim…

1 yorum

güzelliğini anlatmanın bir yolunu bulabilmiş değilim henüz. ressam olsaydım resmederdim belki, müzisyen olsaydım notalara dökebilirdim. beceriksiz bir adamım. senin güzelliğini anlatamadıgım için değil. onu anlatmaya kalksam yaradana ayıp olurdu. cümlelerim öyle yetersiz kalırdı ki  diğer kullardan ayrı tutulup özenilerek yaratılan bu esere haksızlık etmiş olurdum. benim beceriksizliğim bana yaşattırdığın o güzellikleri yazıya dökememek. bir kez daha emin oldum ki insan mutluyken bişeyler yazamıyor.

1 yorum

istanbul’da birlikte yaşamak. kulağa çok hoş geliyo.
hadi bakalım hayırlısı..

0 yorum

sevgiliyle maç izlemenin en güzel yanı :

maç gidip gelirken, o hep yanındadır.

1 yorum

[Flash 9 is required to listen to audio.]
200 Plays

0 yorum


<